Sultan Yüksel
  , E-posta Pazarlaması

29 Eyl 2022


E-mail pazarlaması, dijital pazarlama stratejileri belirlerken önemli bir rol oynuyor ve işletmeler için kullanılması kaçınılmaz bir hale geliyor. Müşterilerle ve okuyucularla güven oluşturma, işletmenize karşı önemli geri bildirimler alma, işletmenize dair yeni servisler duyurma ve yeni müşteri kazanımı gibi birçok konuda önemli bir yer alıyor.

Ancak kullanıcıların e-mail kutusuna düşen e-posta sayısını düşünürsek, okuyucuların dikkatini çekip ilgilerini tutmak için oldukça çabalamak gerekiyor. Bu blog yazımızda, okuyuculara gönderdiğiniz e-maillerden en iyi sonuçları almak için dikkat etmeniz gereken 7 maddeyi paylaşacağız.

1. Kişiselleştirme:

Social Media Today’daki bir infografiğe göre, e-postalarında kişiselleştirme kullanan pazarlamacılar, kullanmayanlara kıyasla %27 daha yüksek tekil tıklama oranları ve %11 daha yüksek açılma oranları olduğunu gözlemlemiştir. Ayrıca, Campaign Monitor’a göre pazarlamacıların %74'ü hedefli yapılan kişiselleştirmenin müşteri sadakatini artırdıklarını gözlemlerken kişiselleştirilmiş e-posta kullandıklarında satışlarda ortalama olarak %20 gibi bir artış yaşandığını söylüyor.

Kişiselleştirilmiş e-posta pazarlamasının okuyucunuzun dikkatini çekecek şekilde onların beklentilerini karşılayacak düzeyde ilgili olması ve sizin ürün veya servislerinizle ilgili bir şeye ihtiyaç duyduğu zamanda okuyucunuza ulaşmanız önem taşır. Bunu yapabilmek için web sitelerinizi ziyaret eden kullanıcılarından yeterli bilgileri topladığınızdan emin olmak önemlidir. Kullanıcıların ismi, lokasyonu, email başlığı, zaman gibi değişkenleri kullanarak kişiselleştirilmiş e-postalar gönderebilirsiniz. Benim e-mail kutuma düşen adımla kişiselleştirilmiş bir örneği inceleyebilirsiniz:



Kişiselleştirme kullananlar kesinlikle başarılı olur denilemez ancak kullanılmadığında daha az etkileşim alınacağı kesin denilebilir. Daha fazla açılma, tıklama ve bununla beraber dönüşüm oranları hedefleniyorsa, maillerde kişiselleştirme kullanmak bu hedeflere ulaşmaya destek olacaktır. E-posta atarken kimden geldiği ve mail başlığında okuyucu adını geçirmek gibi kişiselleştirmelerin dışında, e-mail içeriğini de kullanıcılara özel daha ilgili hale getirerek e-postalarınızın okunma ve tıklama sayılarını artırabilirsiniz.

2. Segmentasyon:

E-posta pazarlamasında, e-mail üyelerinin listesini alıp daha hedefli veya kişiselleştirilmiş bir deneyim için kişileri daha küçük segmentlere bölmesine işlemini segmentasyon olarak adlandırabiliriz. Alıcıların yaş ve cinsiyet gibi demografik bilgileri, B2C işletmeler için satın alma geçmişi ve B2B işletmeler için ise Zeo’da olduğu üzere sektör raporları gibi sektör bazlı kriterlerle gruplandırılabilir.

Bu segmentler sayesinde pazarlama departmanları, herkese tek bir mesaj göndermek yerine segmente edilmiş gruplardaki kişilere daha alakalı içerikler sunarak doğru bilgilerin doğru kişilere ulaşmasında destek olur. Sonucunda da satış departmanı pozitif yönde etkiler.

3. A/B Testi:

Farklı araçlar üzerinden farklı şekillerde gerçekleştirebileceğiniz A/B testlerinin temel amacı, e-posta pazarlamasında oluşturduğunuz kampanyaların farklı varyasyonlarla e-mail listenizdeki abonelerin bölünerek gönderilmesi sonucu hangi varyasyonunun en iyi sonuçları verdiğini bulmaktır.

A/B testleri karmaşıklık açısından farklılık gösterebilir. Daha az efor gösteren A/B testlerinde mail başlığı, gönderen adı ve gönderme zamanı gibi varyasyonlarla hangisinin daha çok açıldığını test ederken, daha karmaşık testlerde tamamen farklı e-posta şablonları oluşturarak hangisinin daha çok tıklanma aldığı test edilebilir. Ayrıca A/B test yaparken abone kitlenizi %50 ve %50 olarak ayırarak test edebilir ve sonuçları kıyaslayabilirsiniz ya da %30 ve %30 gibi bir ayrım ile belli bir saat sonra kazanan varyasyonla geri kalan %40’lık kitleye gönderim sağlayabilirsiniz.

A/B test kampanyalarıyla haftanın hangi saatinde/gününde daha çok açılma oranı elde edildiğini, mail başlığında şirket adı veya şirket çalışan adı geçirdiğinde etkileşim nasıl etkilendiğini veya alıcıların statik görsel mi yoksa GIF içeren kampanyaları mı daha çok tercih ettiği gibi bilgileri öğrenebilirsiniz.

Mailing için en çok kullanılan araçlardan olan MailChimp ve Hubspot’u deneyimlediğimizde, özellikle A/B testi yaparken Mailchimp’le daha karmaşık ve zengin bir test yapabiliyorken Hubspot’ta bazı kısıtlamalar olduğunu gördük. Örneğin e-posta gönderdiğimiz saatleri test etmek istediğimizde, Hubspot üzerinden maalesef dilediğimiz saatleri seçerek bir gönderip yapamadık. Bunun yerine dileğimiz bir saati seçip diğerinin gönderilmesi için belirli zaman aralığı sonrasında kazanan varyasyona mail gönderimi yapabildik.

4. CTA (Call to Action) Butonu:

Call to Action yani harekete geçirici mesaj içeren butonlar, e-posta kampanyalarında önemli bir yer edinmiştir. Bu butonlarla genellikle e-mail dışında başka bir yere yönlendirme yapılır. Aşağıdaki örnekteki gibi ücretsiz bir webinara kayıt olmayı teşvik etmek için ‘’Hemen ücretsiz kaydol’’ CTA’ı ile webinar sayfasına yönlendirme yapılır:



Ücretsiz bir rapora gelen indirmeyi artırmayı amaçlamak için yine yukarıdakine benzer bir şekilde ‘’Hemen ücretsiz indir’’ gibi harekete geçirici mesajla okuyucu raporun landing page’ine yönlendirilir. Ayrıca, okuyucuya bir sonraki adımının ne olması gerektiğini açıkça gösterdiği için tıklama oranlarını artışa geçirirler. Kullanılan e-posta pazarlaması araçlarında, genellikle kullanıcıların maillerde nereye tıkladıkları incelendiğinde, en fazla tıklama gelen yerlerden birinin CTA butonlarından geldiğini gözlemleyebilirsiniz. Son olarak, CTA’ların etkisini artırmak için e-postadaki konumu, tasarımı, rengi, metin ve kaç tane olması gerektiği gibi maddeler göz önünde bulundurulmalıdır.

5. İlgili/İlgisiz Kullanıcı Ayrımı:

Mail listenize abone olan kullanıcı kitlesinin belli aralıklarla (her 6-12 ayda bir) gözden geçirilmesi açılma oranları için önemlidir. Son maillerinizi açmayan okuyucuların ayrı bir segmentte konumlandırılması ile açılma oranlarının düşürülmesi engellenebilir. Aktif olmayan okuyucular üzerinde çeşitli denemeler yapılarak okuyucu davranışları gözlemlenebilir. Örneğin, bu kitle çok sık mail almaktan hoşlanmadığı için maillerinizi okumuyor olabilir. Bu durumda, daha az e-mail göndererek açılma oranlarını kısa bir süreliğine inceleyebilirsiniz. Sonuç olarak hala pozitif bir değişme yoksa, bu kitle aktif olmayan okuyucu segmentine alınarak mail gönderimi yapılmasını durdurabilirsiniz ya da direkt abone listenizden silebilirsiniz.

6. Hoş Geldin E-maili:

Bir araştırmaya göre hoş geldin e-postaları için ortalama açılma oranının %50 olduğu söyleniyor. E-posta listenize yeni abone olan okuyucular için iyi bir izlenim bırakarak sonraki göndereceğiniz e-maillerin de açılma oranlarını artırabilirsiniz. Burada markanıza ait ürünleri, servisleri, yararlanılabilecek kaynaklar ve genel tanıtımla bu e-mail aboneliğinin okuyuculara olan faydalardan bahsedilebilir. Bununla birlikte müşterilerinizle daha iyi ve etkileşimli bir iletişim kurabilir, spam ve abonelikten çıkma oranlarını azaltabilir ve müşteri sadakatini artırabilirsiniz. Hoş geldin e-postası ile ilgili tl;dr Marketing’a ait örneği aşağıdan inceleyebilirsiniz:



Tekli Opt-In ve çift Opt-In kullanımının farkının anlaşılması da e-posta pazarlamasında önem yaratan bir kavramdır. Tekli Opt-In ile kullanıcıların bir şirketin e-postasına abone olmak için sadece ilgili kutucuklara isim, soyadı, mail, şirket ve pozisyon gibi istenilen bilgileri doldurmaları yeterli olur. Çift Opt-In’de ise tekli Opt-In’de olduğu gibi bilgiler girildikten sonra kullanıcılara e-posta adreslerini doğrulamaları için bir e-mail gönderilir. Bunun sonucunda okuyucular bültene aktif bir şekilde kaydolmuş olurlar ve bu da spam oranlarını düşürür.

7. Okuyucuları Ödüllendirme:

E-mailleri açıp, tıklayan ve en çok etkileşime geçen okuyucular, marka bülteninizin sadık okuyucusu olduğu için bu okuyuculara özel çalışmalar yaparak onlara özel olduklarını hissettirebilirsiniz. B2C işletmelerde müşterilerinize özel indirim ve kupon kodları tanımlayabilirken B2B işletmelerde raporlar gibi özel içerikleri öncelikle belirli kısım okuyucularınıza iletebilirsiniz.

BONUS:

Markanız için henüz e-mail pazarlaması yapmaya başlamış olmayabilirsiniz. Bu sebeple, bazı işletmeler için ilk akla gelen hemen takipçi listesi satın alıp onlarla iletişime geçmek olabiliyor. Ancak bu iyi bir fikir değil. Öncelikle satın alınan kitle muhtemelen hedef kitleniz olmayacaktır, bu yüzden sizin ürün veya servisinizle aslında ilgilenmeyecek bir kitleye boş yere mail gönderimi yapmaya çalışıyor olacaksınız. Bu da doğal olarak sizin e-mail pazarlaması için belirlediğiniz KPI’larınızı, açılma ve tıklama oranı gibi takip ettiğiniz önemli metrikleri negatif etkileyecektir. Bunun yerine omni-channel pazarlama stratejileri ile abone listenizi besleyebilirsiniz. Örneğin aktif olarak kullandığınız sosyal medya kanalınız hedef kitleniz olan takipçilerinizden bülteninize abone olmalarını isteyebilirsiniz. Organik olarak hedef kitleniz olan abonelere ulaştığınızda yüksek kalitede bir kitle oluşturarak e-mail pazarlaması hedeflerinize ulaşabilirsiniz.

E-posta pazarlamasıyla ilgili diğer yazılarımıza aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz: