Zeo's Guest
  , Dijital Pazarlama

22 Haz 2021


Bugün günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası ve dijital pazarlamanın önemli kanallarından biri olan e-posta, 2021 yılında da odağımızda olmaya devam ediyor. Son yıllarda platformların, sağladıkları imkanların ve kullanıcı sayılarının artışıyla birlikte sosyal medya pazarlaması payını çok büyük ölçüde artırmış olsa da, email pazarlaması da kendine has avantajlarıyla tahtına sıkı sıkı yerlemiş bulunuyor. 

E-posta pazarlamasının önemli avantajları arasında aşağıdaki maddeleri sayabiliriz:

  • Sadakat: E-posta, kitlenizin web sitenize tekrar tekrar geri gelmesini sağlayarak aslında arada bir bağ oluşturuyor. Ve bu sadık kitlenin, sitenizi ilk kez ziyaret edenlere göre müşteriniz olma potansiyeli çok daha yüksek. 
  • Geri dönen ziyaretçi: Online işletmeleri göz önüne aldığımızda, web sitenize geldikten sonra çıkış yapan kişilerin %97’si bir daha geri gelmiyor. Ziyaretçilerinizden oluşan bir email listesi oluşturmak ise geri dönen ziyaretçi sayısının artması için önemli bir etken. Bu durum aynı zamanda bir önceki madde olan sadakatin gelişmesine de katkı sağlamış oluyor.
  • Dönüşüm oranı: E-posta, tüm dijital pazarlama kanalları arasında; en yüksek ROI (Return on Investment), yani yatırım getirisi oranına sahip.

1971’de gönderilen ilk e-posta’nın ardından 50 yıl geçmişken, bugün gelinen noktayı gözümüzde biraz daha iyi canlandırmak üzere Statista verilerine göre göz atabiliriz. 

  • 2020 yılında her gün ortalama 306,4 milyar e-posta gönderildi
  • Bu sayısının 2021’de 319,6 milyar, 2024 yılında ise 361,6 milyara çıkması öngörülüyor.
  •  2020 yılında 4,03 milyar olan e-posta kullanıcı sayısının, 2024 yılında 4,48 milyara çıkacağı tahmin ediliyor.

Pandemiyle değişen koşullar da e-posta pazarlamasında yansımalarını yıl boyunca hissettirdi. Pandemi başında bazı sektörlerde mail gönderimi azalırken, özellikle değişen ihtiyaçlarla ilgili kampanya ve bilgilendirmeleri içeren maillerin sayısında artış yaşandı. Mail gönderimini bir süreliğine azaltan sektörler de ilk baştaki belirsizlik döneminden sonra yeni stratejilere geçerek yeniden e-posta kampanyalarını artırdılar.  Sonuç olarak 2020, e-posta gönderim hacminde toplamda yaşanan artışla kapandı. Geçtiğimiz yıl özellikle Şubat ayından Nisan ayına kadar geçen sürede, globaldeki e-posta açılma oranları da ortalama %4,7 arttı. 

Yukarıda bahsettiğim bu devasa rakamlar e-posta pazarlamasının ölçeğini kavramamıza yardımcı olurken, bizi bir başka bir gerçekle baş başa bırakıyor: e-posta kutusunda açılmadan bekleyen yüzlerce email. 

E-posta’nın taşıdığı bu büyük potansiyeli pazarlama faaliyetlerinizde en doğru şekilde kullanmak ve dönüşümlerinizi artırmak için uygulanması gereken 10 adımı başlıklar halinde gelin birlikte inceleyelim. 

1. Efektif bir e-posta pazarlaması stratejisi oluşturmak

E-posta pazarlaması ürün ya da servislerinizin yanı sıra faydalı içerikler sunarak anlamlı ilişkiler geliştirebileceğiniz, son derece özelleştirilebilir bir alan sunuyor. Dolayısıyla, stratejinizi şekillendirirken e-postayı tüm pazarlama hunisi içinde doğru yerlere yerleştirmeniz önem taşıyor. Çift yönlü bir iletişim kurmak anlamına gelen inbound pazarlama metodolojisi dahilinde ele alabileceğiniz bu stratejiyi, aynı zamanda müşteri yolculuğuna uygun şekilde kurgulamalısınız. İlgi, etkileşim, kazanım ve memnuniyet gibi başlıklara dayalı hedefler, karşınızdakine bir değer sunduğunuz içeriklerle desteklendiğinde özel bir deneyim yaratır ve dönüşümü yüksek bir e-posta pazarlaması için sağlıklı bir başlangıç yapmanızı sağlar.

Aynı zamanda, bir e-posta göndermeden önce amacınızı net bir şekilde tanımlamış olmanız gerekir. Sizin o e-postayı neden gönderdiğinizi tam olarak bilmemeniz, karşınızdaki insanın da e-postayı neden aldığına dair şüpheye düşmesine sebep olabilir ve kişi listenizden çıkabilir. Dolayısıyla stratejinizin her aşamasında ‘‘neden’’ sorusunu doğru bir şekilde cevaplayabilmeniz gerekir. Neticede amacınızın temelinde, sadece e-posta kutusuna girebilmek değil, gönderim yaptığınız kişilerin o içerik ile etkileşim kurması yatar. 

2. E-posta pazarlaması metriklerini anlamak ve doğru değerlendirmek


Kampanyalarınızı analiz ederken metrikleri ölçümlemek, raporlamak ve analizler doğrultusunda optimizasyon yapmak, e-posta pazarlamasının yine olmazsa olmazları arasında yer alıyor. 

Tüm sektörler için belli metriklerin global ortalamalarına baktığımızda; 

  • Açılma oranının %18
  • Tıklanma oranının %2,6
  • E-postayı tıklayanların açanlara oranının %14,1
  • Listeden çıkma (unsubscribe) oranının %0,1

olduğunu görüyoruz. 

Tüm metriklere kısaca değinmek gerekirse:

  1. Açılma oranı, kampanyanızı gönderdiğiniz tüm alıcılardan yüzde kaçının e-postanızı açtığını gösteriyor. 
  2. Tıklanma oranı, e-postanızdaki görsellere ya da linklere tıklayan alıcıların, kampanyayı gönderdiğiniz tüm alıcılara (e-postanızı açanlar da açmayanlar da bu denklemin içinde) oranını gösteriyor. 
  3. Tıklanmaların açılmalara oranı, e-postanızı açanlardan kaçının içeriklere tıkladığını yansıtıyor. Başarıyı ölçmek için anahtar metriklerden biri olan bu oran, yapacağınız optimizasyonlar için geliştirilebilir noktaları tespit etmenizde oldukça önemli.
  4. Email listesinden çıkma (Unsubscribe) oranı, gönderdiğiniz kampanya sonucu alıcılarınızın kaçının bilinçli bir şekilde listeden çıkmak istediğini gösteriyor. Burada gönderdiğiniz içeriğin alıcıyı ilgilendirmemesi ya da kurduğunuz iletişimden mutsuz olan kitle ortaya çıkıyor. Özellikle içerik, e-posta şablonu ya da konu başlığı gibi detaylar bu oranın artmasına sebep oluyor olabilir.
  5. Bounce rate, sunucu ya da spam gibi nedenlerden dolayı alıcıya ulaşmayan e-postalarınızın toplam liste sayısına oranı ifade ediliyor. Bu oranın düşük olması için asla satın alınmış listeler kullanmamanız ve kendi listenizden geçersiz adresleri temizlemeniz önem taşıyor.
  6. Email Deliverability, alıcılarınızın gelen kutusuna girebilmeyi ifade ediyor. Burada önünüze çıkacak engeller arasında spam ya bounce etme sorunlarının yanı sıra gelen kutusunun dolu olması, Internet servis sağlayıcısı ve Internetin yavaşlaması yer alıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta Email Delivery ile Email Deliverability’nin farklı şeyler ifade ettiği. Email Delivery, (gelen kutusu ya da spam dosyası fark etmeksizin) alıcıya ulaşıp ulaşmadığınızı anlatıyor. Email Deliverability ise e-postanız alıcıya ulaştıktan sonra gelen kutusuna girip girmediğiniz anlamına geliyor. 

3. Sağlıklı Bir Adres Listesine Sahip olmak 


E-posta kampanyaları düzenleyebilmek için tabii ki öncelikle bir iletişim listesine sahip olmanız gerekiyor. Bu noktada başarılı olabilmek için doğru veri yönetimi ile sağlıklı bir listeleme yapılması şart. Sağlıklı bir listelemeye sahip olduğunuzda her bir kişinin detaylarına ulaşmak mümkün olduğu gibi, büyük resmin yanı sıra bu listelerden küçük gruplar oluşturarak daha özelleşmiş çıkarımlar yapmak da mümkün oluyor. 

- E-posta adreslerini toplarken dikkat edilmesi gereken en ama en önemli şey satın alınmış izinsiz listeler kullanılmaması. Listenize eklediğiniz tüm adresleri organik olarak elde etmiş olmanız, bunu yaparken de e-posta adresini aldığınız kişiyle kuracağınız iletişimi kapsayan ticari elektronik izni almış olmanız gerekiyor. Liste satın almak yasal olmadığı gibi aslında markanızla ilgilenmeyen kişilerden oluşacağı için sizi her anlamda negatif bir noktaya sürüklemiş oluyor. 

2020’nin ortasından beri devam eden İYS sisteminin yayına alınma süreci, Türkiye içinde e-posta ve SMS ile iletişim yapan firmaların hepsini veri bankalarında tuttukları iletişim bilgilerinin onaylı olduğunu teyit etmeye ve aksi durumlar için sorumluluğu üstlenmeye artık mecbur kılıyor.

Dolayısıyla sizin markanızı bilen ve sizinle iletişim kurmak isteyenlerden oluşan bir liste sağlıklı bir adres listesinin ilk kuralı diyebiliriz. Kendi e-posta adres bankanızı oluşturmak ve genişletmek üzere ise; doğrudan e-bülten almak isteyenler için landing page’ler oluşturmak, web sitenizde pop-up formlar kullanmak, etkinliğe kayıt ya da e-book/rapor gibi içerikleri indirmek için form doldurtmak, indirim ya da kampanya gibi kitlenizin ilgisini çekecek fırsatlar sunmak gibi yöntemler kullanabilirsiniz. 

- Email adresleriyle birlikte doğum tarihi, ilgilendikleri kategori, çalıştıkları sektör ya da pozisyon gibi ek bilgileri de topluyor olmak ileride yapacağınız daha özelleşmiş pazarlama faaliyetleri için önemli olacak. Markanızın hizmet ve servisleri doğrultusunda benzer ek bilgileri almak;

  • Kayıtlı adresleri segmente etmek ve daha geniş ölçekte ilgi alanlarını belirlemek
  • Otomatize edilmiş e-postalar göndermek
  • OmniChannel (Çok Kanallı) pazarlama yaklaşımını uygulamaya almak ve müşterilerinize daha kapsamlı bir hizmet sunma aşamasında gerekli ve faydalı olacaktır. 

- Maillerinizin spam’a düşmesi ya da listenizden ayrılanlar ile adres bankanızın her yıl yaklaşık %22,5 oranında azalması normal bir durum (Hubspot). Bu noktada önemli olan sizin yeni adresler elde etmek için stratejiler geliştirmeniz. 

- Adres bankanızın sağlıklı kalması için ise sürekli olarak takip etmeniz gereken veriler bulunuyor. Artık sizden e-posta almak istemeyerek listeden çıkanlar, maillerinizin hard bounce ettiği (alıcının e-posta adresinin geçersiz olduğu ve sunucunun e-postayı kalıcı olarak reddettiği) adresler ya da e-postalarınızı 1 seneden fazla süredir açmayan kişileri takip etmeniz ve gerekli durumlarda listenizden çıkarmanız sağlıklı bir adres bankası için önemli.

4. Segmentasyon 


Kullandığımız email marketing ve otomasyon araçları sayesinde bugün çok kolay bir hale gelen segmentasyon, dönüşüm oranını artırmak için uygulanması gereken en önemli adımlardan biri. Çünkü segmentasyon yapmak demek, listenizin hepsine jenerik bir içerikle ulaşmak yerine; ortak ilgi alanlarına ya da davranış şekillerine göre kişileri gruplayarak onlara daha alakalı içerikler sunmak anlamına geliyor. Bu noktada sektörünüz ya da hizmetlerinizle en ilişkili gördüğünüz veriler üzerinden segmentasyon yapabilirsiniz. Şehir, yaş, cinsiyet gibi veriler olabileceği gibi sitenizden yaptıkları alışveriş geçmişi, etkileşim sıklığı gibi bilgileri de segmentasyon süreçlerinizde kullanabilirsiniz. 

Başarılı bir segmentasyon yapabilmek için ise;

  1. Organize ve temiz bir veri bankasına sahip olmalısınız. Burada topladığınız e-posta adresi ve kişi bilgileri (adı, yaşadığı yer, ilgilendiği ürün kategorisi vb) düzenli bir şekilde kayıt edilmiş olmalı.
  2. Doğru bilgileri toplamalısınız. Markanız ve pazarlama stratejileriniz doğrultusunda gerçekten ihtiyacınız olan bilgileri topladığınızdan emin olmalısınız. Başa dönecek olursak email adresini bırakan kişinin hangi müşteri personasına ait olduğu ve müşteri yolculuğunda nereye denk geldiğini anlayabilmeniz önemli.
  3. Aşikar ve saklı verileri kullanabilirsiniz. Yukarıda bahsettiğimiz isim, şirket, şehir gibi sizin form ya da sayfa üzerinde sorularak sorarak topladığınız bilgileri aşikar bilgiler olarak tanımlayabiliriz. Saklı veriler ise kullanıcının sizinle kurduğu etkileşimi, sıklığı ve aldığı aksiyonları kapsar. Bunun için daha detaylı analizler gerekirken, benzer ilgi alanlarına sahip küçük gruplar oluşturmanızı sağlayarak çok daha özelleşmiş kampanyalar gerçekleştirmenizi sağlayabilir.

5. Kişiselleştirme


Marka bilinirliğini pekiştirme ya da kitleniz/müşterilerinizle tekrar etkileşim kurma gibi hedeflerin yanı sıra e-posta pazarlamasındaki nihai hedeflerden biri de dönüşümleri yani gelirinizi artırmaktır. Bu noktada uygulanan kişiselleştirme, özellikle e-ticaret yapan markalar için emailin girişine eklediğiniz ‘‘ Merhaba Deniz Çınar’’ gibi isim odaklı bir özelleştirmeden aslında çok daha fazlası demek.

Segmentasyon ile kol kola ilerleyen kişiselleştirme için ne kadar doğru veri topladığınız da önemli hale geliyor. Kitlenizin ya da müşterilerinizin davranışlarına dolayısıyla ihtiyaçlarına ne kadar hakimseniz, kişiselleştirme aşaması da bir o kadar kolaylaşıp özelleşebiliyor. Dolayısıyla yalnızca e-posta çalışmalarınız kapsamındaki davranışlar değil, müşterilerinizin / postansiyel müşterilerinizin markanızla tüm kanallar üzerinden nasıl etkileşimler kurduğunu, alışveriş davranışlarını takip etmeniz, segmentler oluşturmanız ve gelecek kampanyalarınız için bunu kullanmanız gerekiyor. Bu noktada pazarlama otomasyonu araçlarından faydalanmak da gerekiyor. 

Email pazarlamasında kişiselleştirme yapmamak negatif durumlara yol açabiliyor;

  • E-postalarınızın açılma oranlarında düşüş
  • Otomatik bir şekilde silinme oranlarında artış
  • E-posta listelerinizden çıkmak isteyen kişilerin sayısında artış
  • E-postalarınızın ‘Junk’ ya da ‘spam’ olarak algılanması
  • E-postayı alan kişinin sizden alışveriş yapmak üzere daha az hevesli olması
  • Web sitenizin daha az ziyaretçi alması, kişiselleştirme yapılmayan e-posta pazarlanmasında yaşanan negatif durumlar arasında yer alıyor.

Tek bir kampanyayı kişiselleştirmek yerine;

  • Promosyon ve mesajlarınızı segmentlerinize göre oluşturmak
  • Ürün ya da içerik hizmetlerinizi segmentlerinize göre oluşturmak
  • Ziyaretçilerinizin davranışlarına göre tetiklenen otomatize mailler göndermek
  • Ürün ya da içeriklerinizi bireysel olarak önermek çok daha verimli sonuçlar elde etmenizi sağlayacaktır.

6. Performansı yüksek e-postalar oluşturmak


Her e-posta için nihai ve en önemli hedef, alıcının etkileşime girmesi ve sizin o içeriği gönderirken amaçladığınız dönüşümü gerçekleştirmesidir. Performansı yüksek bir e-posta ise hedeflenen dönüşümün öne çıktığı ve etkileşimin gerçekleşmesi için her anlamda optimize edilmiş email demektir. 

Bu aşamada yüksek performanslı e-postalar oluşturmak için;

  1. Amacınızı doğru belirlemeniz gerekir. Burada önemli olan hangi içeriği, kime ve ne zaman göndereceğinizi belirlemektir. Hedefinizi netleştirmek üzere kendinize şu 5 soruyu sorabilirsiniz:
  • Kim? E-postalarınızı sizden gerçekten (konuyla ilgili) haber almak ya da bir değer kazanmak isteyen kişilere gönderin.
  • Ne? E-postayı gönderirken karşı taraftan tam olarak ne istiyorsunuz? (Linke tıklaması mı, satın alım yapması mı, form doldurması mı?) Burada kendinize net bir hedef belirlemelisiniz. 
  • Ne zaman? Bu soru yalnızca hangi gün ya da günün hangi saatinde gönderim yapmak istediğinizle değil, aynı zamanda gönderim yapacağınız kişinin müşteri yolculuğunun neresinde yer aldığını da düşünmenizi gerektiriyor.
  • Nerede? Gönderim yaptığınız kişiler e-postalarını hangi cihazlardan okuyor?
  • Neden? Bu soru aslında sizi net bir hedef belirlediğiniz ‘‘Ne?’’ sorusuyla aynı yere götürüyor. ‘‘Bu e-postayı gönderdikten sonra nasıl bir sonuç oluşmasını bekliyorsunuz, bu sonuç okuyucudan çok sizin yararınıza mı, peki okuyucu burada sizden nasıl bir değer kazanıyor ve bu e-posta okuyucunuzla kurduğunuz tüm iletişimi düşündüğünüzde iletişimin neresine yerleşiyor’’ gibi sorular, neden sorusuna cevap verirken ayrıca değerlendirebileceğiniz sorular arasında yer alıyor. 
  1. Optimize edilmiş e-postalar

Yukarıdaki soruları cevapladıktan sonra hedefimizin net olması, e-postayı hazırlayacağınız aşamayı aslında kolaylaştırıyor. Yine de istediğimiz dönüşümü almak için öncelikle e-postanın açılması ve içerik olarak istediğimiz yönlendirmeyi yapması gerekiyor. Bu noktada çok dikkatli bir şekilde oluşturmanız gereken başlıklar arasında şunlar yer alıyor:

  • Gönderen adı ve maili
  • Konu başlığı ve ön izleme metni
  • Kullanılan metnin vermek istediğiniz mesaja uygun olması
  • Kullanılan dilin tonu
  • Kişiselleştirme
  • CTA butonlarının eklenmesi

7. A/B Testi yapmak 


A/B testi yapmak, e-postalarınızın açılma ve tıklanma oranlarını artırmak için yapabileceğiniz faydalı çalışmalar arasında yer alıyor. Hazırladığınız kampanya için farklı konu başlıkları, CTA’ler ya da tasarımlar hazırlayarak farklı alıcı gruplarına göndermeniz, hangi varyasyonun daha verimli olduğuna dair size veri sunarak, e-postalarınızı optimize etmenize olanak tanıyor.

Peki A/B testi yaparken hangi alanları değiştirebilirsiniz?

  • E-posta konu başlığı - Konu başlıkları alıcının kapıdan içeri girebilmesi yani e-postanızı açması için en etkili alanlarından biri. Gelen kutusunda dikkat çekebilmek için bu alanı iyi kullandığınıza emin olun.
  • Konu başlığının uzunluğu - Masaüstü görünümde bu alan için önerilen ideal karakter sayısı 61-70 arası olarak düşünülüyor, ancak mobil kullanımlar için bu alanın çok daha kısıtlı olduğunu unutmayın.
  • Kelimelerin sıralaması - Konu başlığı ve kısıtlı alan dediğimizde, kullandığınız kelimelerin sıralaması da önem kazanıyor. 
  • Kişiselleştirme - Konu başlığında alıcının adını geçirmek açılma oranlarını %14 civarında artırabiliyor.
  • Görseller - E-postanızı oluştururken farklı görselleri test edebileceğiniz gibi içeriğinize uygun olacak şekilde tamamen görselsiz bir tasarımı da testlerinize dahil edebilirsiniz.
  • Stil - Sadece görselleri değil kullandığınız görsellerdeki stili (fotoğraf, illüstrasyon vb.) değiştirebilirsiniz.
  • İçerik - Eğer newsletter gibi bir formatta birden fazla konu içeren e-postalar atıyorsanız, farklı içerikleri konu başlığına taşımayı deneyebilirsiniz.
  • İçerik metni - Artık odaklanma süremizin gittikçe azaldığı bir dünyada yaşadığımızı düşündüğümüzde, e-postanızın içine neyi nasıl yazdığınız da en kısa sürede anlaşılmak ve alıcıyı istediğiniz aksiyona yönlendirmek için oldukça önemli.
  • E-postanın uzunluğu - Yine yukarıdaki nedenden dolayı, daha kısa metinler kullanırken görsel tasarımlarla e-postanızı daha dikkat çekici hale getirebilirsiniz.
  • CTA butonları - Kitlenizi bir aksiyona yani bir dönüşümü gerçekleştirmeye davet ettiğiniz CTA bölümünde farklı metinler ya da formatlar kullanarak performansı yüksek olan varyasyonları belirleyebilirsiniz. Burada kullandığınız metnin, kullanıcının neye yönlendiğini kolay ve açık bir şekilde anlayabileceği şekilde yazmaya dikkat edin. 

A/B testi yaparken nelere dikkat edilmeli?

  1. Dönüşümlerinizi artırmak üzere A/B testi yapmaya başlamadan önce bir hipotezinizin olması, bu çalışma sonucunda başarıya ulaşma ihtimalinizi artırır. ‘‘Konu başlığında isim geçirmek açılma oranlarını yükseltebilir’’ ya da ‘‘CTA’ler için farklı metinler kullanmak tıklanma oranlarını artırır’’ gibi ihtiyaçlarınız doğrultusunda bir senaryo çıkarmanız faydalı olacaktır.
  2. A/B testi yaparken uygulayacağınız değişikliğin gerçekten yaratmak istediğiniz etkide önemli bir fark yaratıp yaratmayacağını, pozitif bir etkisi olup olmayacağını ve bu değişikliğin ne kadar kolay uygulanabilir olduğunu baştan gözden geçirin. 
  3. Yaptığınız her test başarıyla sonuçlanmayabilir. Bunun farkında olarak süreci değerlendirin ve negatif çıktılardan da öğrendiklerinizle optimizasyona devam edin. 

8. Mobil optimizasyon


Online’da yapılan tüm çalışmalarda olduğu gibi e-posta pazarlaması için de mobil uyumluluk oldukça önemli bir hale geldi. Dolayısıyla alıcılarınızın mobil kullanım oranlarını düşünerek yukarıda saydığımız her şeyi mobil telefonları düşünerek optimize etmek gerekiyor.

Durumun boyutunu anlayabilmek için birkaç istatistiğe göz atabiliriz:

  • Açılan tüm e-postaların %41.9’u mobil araçlardan gerçekleşiyor.
  • Gmail kullanıcılarının %75’i hesaplarına erişmek için mobil araçları kullanıyor.
  • E-postalardaki her 3 tıklamadan 1’i mobil araçlardan geliyor. 
  • Alıcıların %42,3’ü eğer mobil uyumlu değilse e-postayı siliyor. 
  • Eğer bir mail mobil araç üzerinden açıldıktan sonra masaüstünde de açılıyorsa tıklanma oranı %65 daha yüksek oluyor.
  • Online tüketicilerin %69’u akıllı telefonlarından alışveriş yapma konusunda markaların e-postalarından etkileniyor. 

9. Otomasyon ve davranış bazlı e-posta pazarlaması


Özellikle e-ticaretin yükselişiyle artan kampanya sayısı, e-posta pazarlamasını manuel gerçekleştirilebilir bir süreç olmaktan çıkarıp otomasyonun önem kazandığı bir alan haline getirdi. Davranış bazlı e-posta pazarlaması, tekil gönderimlerden ziyade ‘triggered-based’ denilen, yani kullanıcının hareketlerine bağlı olarak otomatik şekilde gönderilen e-posta dizilerinden oluşuyor. 

Belirlenen bir hareketle başlayan iletişim, kullanıcının ihtiyacına yönelik spesifik bilgilerin ve yönlendirmelerin yer aldığı içeriklere sahip e-postalarla devam ediyor. ‘Drip kampanyalar’ olarak da adlandırılan bu yöntemle marka ve müşteri/potansiyel müşteri arasında kontrollü ve istikrarlı bir iletişim kuruluyor. Belirlenen hareketler dahilinde uzun soluklu ve adım adım bir planlama ortaya çıkyor.

Örneğin, gönderdiğiniz kampanya e-postalarına tıklayanlar için gittikleri ürün sayfaları özelinde ilgilerini çekebilecekleri daha fazla içerik göndermek, sitenizde ürünleri sepetlerine ekledikleri halde satın alma yapmadıkları durumlarda ‘ürün sepetinizde bekliyor’ ya da ‘ilgilendiğiniz ürün indirime’ girdi gibi teşvik edici gönderimler yapmak bu kapsamda değerlendirilebilir. 

Otomatikleştirilmiş e-postaların tıklanmasının ise genel e-postalara oranla %119 daha fazla olduğu belirtiliyor.

10. 2021 için e-posta pazarlamasında öne çıkan trendler


Yukarıda anlattığım temel stratejilerin yanı sıra özellikle önümüzdeki dönemde kullanmak üzere not etmek istediğim birkaç başlık daha bulunuyor.

  • User-generated content yani kullanıcıların geliştirdiği içerikleri e-posta kampanyalarında da içerik olarak kullanabilirsiniz. Bu tür içerikler dönüşüm oranlarınızı artırmaya da yardımcı olabilir. Hizmetinizden faydalanan ya da ürününüzü satın alan kullanıcıların yorum ve değerlendirmeleri yeni satın alma kararlarında oldukça etkileyici oluyor. 
  • Interaktif e-posta içerikleri, etkileşimi ve tıklanma oranlarını artıran yöntemlerden biri. Animasyon haline getirilmiş butonlar ya da CTA’ler, ürün görsellerinin yer aldığı karuseller, uzun içerikli e-postaları daha kompakt hale getirmek için akordiyon düzenler ya da anketleri bu kapsamda kullanabilirsiniz. 
  • Topladığımız verilerin hacmi her geçen gün artmaya devam ediyor. Dolayısıyla AI (yapay zeka) teknolojilerinden pazarlama alanında faydalanmak da yükselen trendler arasında yer alıyor. Büyük veriyi ve kullanıcı hareketlerini işleyerek segmentasyon, içerik analizi ve efektif bir erişim için büyük bir kolaylık sağlayan yapay zeka teknolojileri kampanyalarınızı optimize etmek için radarınızda olması gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Zeo's Guest